28 Eylül 2011 Çarşamba

Niçin Müslümanım?

Bu soru bence bir müslümanın kendisine sorması gereken en önemli soruların başında geliyor.

Hindistan’da Hindu bir ailenin çocuğu olarak doğsaydım Hindu mu olacaktım?

Ya Vatikan’da koyu Katolik bir ailenin çocuğu olsaydım... O zaman teslis haktır diye haykırıp, İsa Tanrı’dır yahut Tanrı oğludur mu diyecektim?

Kur’an’a baktığımızda müminler peygamberlerin gerçek peygamberler olduklarını getirdikleri mesajlardan tanırlar. Bir örnekle iddiayı netleştirecek olursak;

Semud halkına peygamber olarak gönderilen Salih peygamberle ilgili olarak Semud’un müminleri şöyle derler:

Araf Suresi 75: Halkının büyüklük taslayan ileri gelenleri, aşağılayıp zulmettikleri inananlara, "Salih`in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş olduğunu nereden biliyorsunuz, " dediler. Onlar da: "Biz onun getirdiği mesaja inanıyoruz, " dediler.

Ayetten de açıkça anlaşılacağı üzere inananlar Salih’in sahte bir peygamber olmadığını getirdiği mesajdan anlıyorlar. Çünkü onlar öz benliklerindeki ayetleri okumayı biliyor ve Salih’in getirdiği mesajın içlerindeki ayetlerle nasıl uyumlu olduğunu fark edebiliyorlar.

İşte ben de bu yüzden yüzlerce dinin içinden hak olanın İslam olduğunu, yüzlerce kaynağın içinden hak olan mesajın Kur’an olduğunu biliyorum.

Dünya üzerinde, sanıldığının aksine, yüzlerce din falan yok aslında.

Var olan dinler özünde iki ana felsefe altında toplanıyor:

1. Hayat bir tekamül/ okul/ öğrenme yeri olduğunu iddia edenler

2. Hayat bir imtihan/ yüzleştirme yeri olduğunu iddia edenler

New Age dinler (nam-ı diğer spiritualizm-ruhçuluk, okultizm, panteizm), Hinduizm, Budizm, Bahailik, Sihizm, tasavvuf, Kabala öğretisi vs. ilk kategoriye ait öğretiler.


Bu dinler, yani hayatı bir “tekamül yeri” olarak kabul eden öğreti, insanlar arası ırkçılığı, kibiri, kiminin kimine göre farkındalık sahibi tekamülce ileri gitmiş üstün insan olmasını aşılıyor. Başka bir deyişle, temelini bu tarz bir felsefeye oturtan bir dine inanmanın kaçınılmaz sonucu kibir, tekamül için ahlaksızlıklara müsamaha gösterme, kötüleri iyilerin tekamülünde kilit rol üstlenen gizli iyilik melekleri (!) ilan etme gibi sapkınlıklar barındırıyor.

Semavi Dinler diye sınıflandırılan Yahudilik, Hıristiyanlık ve bilhassa da İslam ikinci kategoriye uygun düşen öğretiler.

Bu dinler hayatın bir imtihan, yüzleştirme yeri olduğunu savunuyorlar ve ahirette ödül-ceza sistemini öngörmekteler. Şöyle ki, imtihan sistemine göre, insanlar kendi aralarında eşit ama takva bakımından Allah katında kimi kiminden üstün. Fakat kimin takvaca üstün olduğunun yahut o şekilde öleceğinin bilgisi de yalnızca yüce Yaratıcıda, insanlar tarafından bilinemiyor. İşte özünde bu sistem insanlar arasında gerçek anlamda eşitlik, barış, huzur vs. gibi kavramların pekişmesinin sağlanmasına neden olur. Otorite, elit farkındalık sahibi olduğu yine insanlarca belirlenmiş insanlardan alınıp, buna layık olan tek varlık olan Allah’a mutlak olarak teslim edilmiş olunur.

Buradan yola çıkarak ve semavi dinlerin kutsal kitapları incelemeye tabi tutularak içlerinde en tutarlı, makul ve içimizdeki ayetlerle en uyumlu olanın Kur’an olduğunu saptamak pek zor olmasa gerek.

Veli, din adamı, evliya, ulema odaklı din anlayışından, mesaj (Kuran) odaklı din anlayışına geçilmesi bu noktada bir kez daha önem kazanıyor diye düşünmekteyim.

14 yorum:

  1. Al-i İmran Suresi 103. ayet "Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin...".

    sikkonun blogadan takip ediyordum sizi guzel yazi .. insanlarin kendi siyasi gorusleri yada cemaatlerin kontrolu altina alip icini bosalttiklari islamin hakeettigi yere gelmesi ve bizlerin dogru olani bulmamiz acisindan sadece kurana sarilmamiz gerektigine inananlardanim o nedenle son cumleniz aci gercegi de goz onune seriyor ..son cumleye istinaden mezhepler ile ilgili biz yazi bekleriz..selamlar

    YanıtlaSil
  2. Hoşgeldiniz Ozgurk:)

    İnsanların kalbinde hastalık olduğu sürece mezheplere bölünmek yani fikir ayrılıkları yaşamak kaçınılmaz duruyor. Nitekim apaçık ayetlere rağmen, cenneti-cehennemi bile sembol/ mecaz ilan eden, (kibarca savunma mekanizması yüksek diyelim) müslümanlar mevcut... "Kuran sosyalizmi, hatta komünizmi destekler" diye saçmalayanlar mı ararsınız (sosyal adalet değil, sosyalizm deniyor), saçın bir telini gösteren cehennemde yanacak diyenler mi, nimetleri kötüleyenler mi, matematiksel düzene uymuyor gerekçesiyle Allah'ın vaadini unutup, birkaç ayete sünni uydurması diyenler mi, "Ben büyüyünce Tanrı ile birleneceğim" sapkınlığını onaylatmak için ayetleri cımbızlayanlar mı... Neler var neler, ne yazık ki...

    Bu durumda ben/biz bu adamlarla aynı düşünmüyorum diyerek (ki genelde dindışı düşünceler hep rağbet gören ve baskın gelen düşünceler olmuştur insanlık tarihi boyunca) kendini onlardan ayrı tutmak bir zorunluluk belki de... Ama asıl şaşırtıcı olan ne biliyor musunuz? Yukarıda sizin verdiğiniz ayete ve bunun gibi anlama gelen onlarca ayete rağmen "mezhepler haktır" diyerek "ben şu mezheptenim" demekte... Bir müslüman bunu nasıl diyebilir, mezheplere bölünmenin hak olduğu gibi inandığı kitapa zıt bir düşünceyi nasıl kabullenebilir, işte bunu idrak etmem imkansız...

    Selam ve sevgiler

    YanıtlaSil
  3. :) 3 haftadir muayenedeydim.Msn im ie80012 hatasi sebebiyle kullanim disi. Bu aralar ben de kullanim disiyim. Hayirli olsun blogun.

    Gorusmek dilegiyle..Bir dost...sapik...arkadas...sizofren...








    Vuuuuu... :p

    Selam :)

    YanıtlaSil
  4. onaysız da gonderiliyomuş. :p

    YanıtlaSil
  5. Ben de Kanzook ne zamandır yok ortalarda diye düşünüp duruyordum kaç gündür:)Valla...
    Hoşgeldin.
    Teşekkürler.

    Görüşmek dileğiyle
    Selam

    YanıtlaSil
  6. İnsanların mezheplere inanması veya saçının bir telini gösteren cehenneme gider sözüne inanması ve buna göre davranması tamamen araştırmadan, düşünmeden, söyleyen kişiye (imam,hoca,alim) inanması sebebi ile oluyor. Bunu söyleyen insanlar da Kur'an ve hadisleri yorumlayarak anlatıyor ki insanların hemen inanmasının ana sebebi bu. Peki bu bilinç insanlara nasıl yerleştirilecek? Yani şu anda çarşaf giyen bir kadına aslında böyle bir şeyin zorunluluk olmadığını nasıl anlatabilirsin kafir damgası yemeden?

    YanıtlaSil
  7. Sevgili tatakramazan,

    Allah herkese aklını kullanmasını emrediyor ve Kuran'da onlarca ayet var aklı kullanmayı öğütleyen, ataların dediğine körü körüne uymayı yasaklayan, pisliğin aklını kullanmayanların üstüne yağdırılacağını söyleyen, İblis'in dosdoğru yol üzerine kurulacağını bildiren...

    Artık bundan sonrası kişilerin problemi aslında.
    Herkes hak ettiğine kavuşturulacak, eninde sonunda. Allah mutlak adil olan çünkü.

    Bizler de uyarırken yine bunu Allah rızası kazanmak için yani özünde kendimiz için yapmalıyız.

    Kafir damgası yemenin pek önemli olduğunu düşünmüyorum. Peygamberler bile müşriklerce kafir damgası yemişler, dışlanmışlar, hor görülmüşler. Mühim olan kafir damgası değil, Kuran'ın ölçütlerinde kafir olmamak:)

    Selamlar

    YanıtlaSil
  8. Bence bu yazının 2. bölümünü de yazmalısın. Çünkü başlığın okunmasından sonra okuyucuda oluşan intiba sonucu bazı soru işaretleri tamamlanmalı...

    Kuranın dinci yobazlarca mucize diye bilinçli olarak yutturulan yalanlarının arasında gerçek mucizeleri sulandırılıp bir "negatif dezenformasyon" taktiği uygulanarak çok ciddi ve organize düşünülmüş bir plan uygulanmaktayken bizim görevimiz bunları su yüzüne sağlam ve müdellil bir surette çıkarmak olur.

    Çok faydalı bir başlık, insana ilham veriyor...

    YanıtlaSil
  9. Bu arada ben sana daha önce blog adresimi verdim mi bilmiyorum emin değilim, ilgilenirsen yorum-görüş-tavsiye ve fikirlerini almaktan memnun olurum:

    http://bakis-acisi-yoktur.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  10. selam,
    dinleri yada dinin yorumlarını kategorilere ayırmak doğru olmaz. çünkü her zaman hata yapılır. örneğin: tasavvufun insanlar arası ırkçılığı körüklediğini; fakat museviliğin eşitlik getirdiğini söylemişsiniz. musevilik ne kadar yanlış tatbik edilirse edilsin dünyadaki ırkçılığın, eşitsizliğin ve bilimum adaletsizliğin en büyük sorumlusudur.tasavvufu yanlış anlamış bir insan en fazla kendine zarar verir; ama en sıradan yahudiler bile vadedilmiş toprak peşindedir.inançları kategorize etmeyin; insanları kategorize edin.doğrusu budur.musevilik hariç hiçbir dinde Tanrı'nın ayrıcalıklı kulu kavramına denk gelmedim. ama insanlar sanki bütün dinler öyleymiş gibi saptırma yaptıklarını her yerde görüyoruz.

    YanıtlaSil
  11. Merhaba. Blog yaziniz ilgimi cekti. Kafamda soru olustu tabii peki namaz kilmazsak cehenneme gitmemiz garantimidir? Merak ettim. Cevabiniz icin tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar,
      Hayır şirk dışındaki hiçbir günah için cehenneme gitmeyi garanti eder denemez. Allah dilediği kişi için şirk dışındaki günahları affedeceğini açıkça belirtmişken (Nisa 48) "Şunu şunu yapan yahut şunu şunu yapmayan cehennemliktir" tarzı beyanlarda bulunmak Tanrı'yı oynamaya yeltenmek yani şirk olur.

      Kuran'da namaz kılmayan cehennemliktir gibi bir ayet olmamakla birlikte, gerçek-iyi müminlerin özellikleri sayılırken huşu içinde namaz kıldıkları, secdelere kapandıkları vs. de söylenir.

      Sil
    2. Tekrar bir sorum olacak;
      Annem hep " Kesin siz cehenneme gideceksiniz namaz yok bir sey yok" diyor bu da mi sirk oluyor?
      Tesekkurler.

      Sil
    3. Anneniz muhtemelen sizi motive etmek için öyle söylüyordur:) Hiçbir anne "kesin cehenneme gideceksiniz" derken evladını cehennemlik ilan etme amacıyla bunu söylemez:)
      Allah'a karşı olan tutumun korku ve ümit arasında olması iyidir. Yani O'nun isteklerine karşı gelmekten ve layığıyla kul olamamaktan, gazabına uğramaktan çekinmek ama öte yandan da O'nun rahmetinden, merhametinden ümit kesmemek gerekir.

      Sil