24 Temmuz 2016 Pazar

FETÖ, NUR CEMAATİ ve FURKAN

Yüce Rabbimiz Kuran’ında şöyle buyurmuştur:

Furkan Suresi 1 Şanı yücedir o kudretin ki, hakla bâtılı ayıran o Furkan'ı, bütün âlemler için bir uyarıcı olsun diye kuluna indirdi.

Furkan, Kuran’ın bir adı olup, hak ve batıl olanı birbirinden ayıran demektir. Yani Allah katında şu an geçerli tek din olan İslam’ın tek bir kriteri vardır, o da Furkan’dır, Kuran’dır. Bu şu demektir: Bir sözün, bir şahsa ait iddianın-eylemin doğruluğunu, hakikat çerçevesinde ifade ettiği değeri Kuran belirler. Kriterini Furkan edinenler kolayca “kandırılmazlar”, belki nefslerine uyar ve günah işlerler ama bunu da derhal fark edeceklerinden pişman olup, günahtan hemen dönmek üzere bir yol ararlar.

Peygamberimiz de hayattayken kendisine tek kriter edinmiştir. O da Kuran’dır. Ahirette gerçekleşecek olan tablo da şudur:

Furkan Suresi 25-30 Gün olur, gök, bulutlarla yarılır ve melekler ardarda indirilir. O gün gerçek mülk ve yönetim Rahman'ındır. Ve o, kâfirler için çok zorlu bir gündür. O gün zalim, ellerini ısırarak diyecek ki: "Ne olurdu, resulle birlikte bir yol tutsaydım. Ah, ne olurdu, falancayı dost edinmeseydim. Zikir/Kur'an bana geldikten sonra, o saptırdı beni ondan. Şeytan, insan için bir rezil edicidir". Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular".

İş bitirilip büyük mahkeme kurulduğunda, “Resulle birlikte yol tutmadığına” pişman olan zalimlere peygamberimizin vereceği cevap ve Allah’a sunacağı savunma, toplumunun Kur’an’ı terk edilmiş/ dışlanmış tutmuş olduğu olacaktır. Bu da demektir ki, resulle beraber yol tutmanın anlamı Kuran’a uymaktır.

Ülkemizde geçen hafta yaşanan talihsiz olayların altında yatan en temel sebep, haktan sapış ve hakikatten sapanların peşine takılan kitlelerdir. Bu hakikat tam olarak idrak edilmediği sürece bugün FETÖ yarın METÖ vs. adı altında şeytani oluşumların uşağı ya da hedefi olmaya mahkumuzdur. Bu sebeple, bu yazıda daha evvel Kuran ayetleri ışığında defalarca dile getirdiğim argümanları son yaşadığımız talihsiz olaylar ekseninde yeniden ele almak niyetindeyim. Zira, hakikate dair bütüncül tablo tam olarak sindirilmediği sürece, geçmişte olduğu gibi, gelecekte de kaybetmeye, kandırılmaya, sürekli musibetlerle sınanmaya mahkum olacağız.

Hicr Suresi 39-40 (İblis) Dedi: "Rabbim! Beni azdırmana yemin ederim ki, yeryüzünde onlar için mutlaka süslemeler yapacağım ve onların tümünü kesinlikle azdıracağım. İçlerinden riyaya sapmamış, samimi kulların müstesna."

Hicr Suresi'nden görüldüğü üzere İblis riyaya sapmamış, samimi-ihlaslı kulları yoldan çıkarma yetkisine sahip değil. Bu durumda biz de şeytanlar tarafından saptırılanlardan olmamak için bugüne dek hata da yapmış olsak, hatamızı fark edip-düzelterek yolumuza devam etmek durumundayız. Sınav devam ediyor, zira. O sebeple bu yazı nefes almaya devam eden, imtihanı Allah tarafından sürdürülen, hata yapmış olsa da onunla yüzleşmeye ve temiz sayfa açmaya cesareti olan, yani korkusu hata yapmış olmaktan değil (ki bu kibirdir), korkusu Allah’tan olan herkes içindir.

Din, “tutulan yol” demektir ve sapıklığın, zalimliğin, rezilliğin, erdemsizliğin sebebi de yine hakiki dine karşı ihanet içinde düşünmek, ihanet içinde davranmak ve bunu yapanların peşine takılmaktır. Elbette benimsenmiş her sapkın düşünce, her sapkın inanç yeterince olgunlaştığında sapkın bir eyleme dönüşecek ve böylelikle Allah kalplerdeki hastalıkları, sapkınlıkları bir bir gün yüzüne çıkartacaktır. Yaşanan son darbe girişimi eyleminin altında yatan gerçek sebebin sapık bir din anlayışı olduğunu kavramaz ve tavrımızı buna göre almaz, gelecek nesilleri bu tehlike ile ilgili uyarmazsak aynı musibetin farklı maskeler takmış hallerinden kurtuluşumuz olmayacaktır. Bir gün Fetö ile, başka bir gün Işid ile, başka bir gün adı İslami olan ama muhteviyatı KURAN'A göre şeytan olan öğretilerin GÖNÜLLÜ kurbanları olacağızdır.

Şimdi bu İslam maskesi takmış Fetullah Gülen denen cemaatin Kur’an’a aykırı olan inançlarına biraz bakalım. Bu cemaatin ve tasavvufi diğer oluşumların Allah’ın kitabına muhalif olduğu noktalar o kadar çoktur ki (bu noktalar “Oruçken diş fırçalamak acaba orucu bozar mı acaba?” gibi ufak tefek insani çıkarım farklarına has muhalefetler olmayıp, tevhid-şirk konusunda temel muhalefetlerdir) günlerce, sayfalarca üzerinde yazılsa yine bitmez. O sebeple benim bu yazıda yapabileceğim, bu muhalifliğe, Allah’a kafa tutuşa, iftira atışa dair birkaç örnek sunmak olacaktır:

*Gülen’in İslam dininin kaynağı “yalnız Kuran olamaz” iddiası:

Fethullah Gülen: “...Kuran müslümanlığı diye bir sapıklık çıktı. Usülü din uleması hadisin Kuran’a ihtiyacından daha fazla, Kuran’ın hadise ihtiyacı vardır diyorlar”

Gülen’in bu sözlerine ulaşabileceğiniz video linki:

https://www.youtube.com/watch?v=2OV1PhNVYzg

Bu sapkın iddiaya cevabımız:

Ayetlerin Kuran dışında bir kaynağın Allah kelamına ortak koşulması konusundaki tavrı nettir. Buna kattiyen geçit vermez. Din tacirlerinin kendi (İslam dışı) sapkın dinlerini (düşünce ve eylemlerini), yalnız Kuran’ı kaynak kabul ederek ayakta tutabilmelerinin mümkünatı yoktur. Bizlere düşen de bu oyunun parçası olmamaktır artık.

“Hadisler niçin İslam’ın kaynağı olamaz” konulu video’dan niçin Kuran’dan başka bir kitabın-sözün İslam’ın kaynağı olmadığını, bugüne dek ortaya atılan mezhep iddialarının yanlışlığını ayetlerle öğrenebilirsiniz:

https://www.youtube.com/watch?v=GTBNUXNQhsA

*Cemaatte okutulan Risale-i Nur sapkınlığı:

Risale-i Nur’dan Allah kelamına muhalefet eden bölümlere örnekler:

1. “Risale-i Nurlar, ne Doğu’nun kültüründen ve ilimlerinden, ne de Batı’nın felsefe ve bilimlerinden alınmış ve iktibas edilmiş bir nurdur. O, gökten inmiş Kur’an’ın, Doğunun da Batı’nın da üstünde olan Arş’taki yerinden iktibas edilmiştir.” (Şualar, I. Şua, Cilt 1)

“Risale-i Nur denilen otuzüç aded Söz, otuzüç aded Mektub, otuzbir aded Lem'alar, bu zamanda, Kur’an’daki âyetlerin âyetleridir. Yani onun gerçeklerinin göstergeleridir. Onun hak ve hakikat olduğunun kesin delilleridir. Kur’an âyetlerinde yer alan inançla ilgili gerçeklerin gayet kuvvetli belgeleridir.”

2. “Risale-i Nur bu asırda, bu tarihte bir "urvet-ül vüska"dır. Yani çok sağlam, kopmaz bir zincir ve bir "hablullah" yani Allah’ın ipidir. Ona elini atan, yapışan kurtulur."

3. Said Nursi'nin Kuran'a muhalif onlarca-yüzlerce argümanı var tabi ki de ben bir tanesini örnek teşkil etmesi açısından seçip, sunuyorum sizlere:

“Bir zaman, küçüklüğümde, hayalimden sordum: ‘Sana bir milyon sene ömür ve dünya saltanatı verilmesini, fakat sonra ademe ve hiçliğe düşmesini mi istersin? Yoksa, bâki fakat âdi ve meşakkatli bir vücudu mu istersin?’ dedim. Baktım, ikincisini arzulayıp birincisinden ‘Ah!..’ çekti. ‘Cehennem de olsa bekà isterim.’ dedi.” (Onuncu Söz)


Kuran’dan ayetlerle Risale-i Nur sapıklığından örneklere cevap:

1. Ahzab Suresi 40 Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; O, Allah'ın resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah herşeyi gereğince biliyor.

Muhammed peygamber nebilerin yani kendisine kitap verilen elçilerin sonuncusudur. Nübüvvet yani kitap devri Kuran’la kıyamete dek kapanmıştır. Elbette bir insan buna inanmak zorunda değildir. Özgür iradesiyle gidip Scientology tarikatına da katılabilir, Bahai de olabilir. Ama müslümanım diyen, bunu seçen herkes bu ayeti kabul etmek zorundadır. Bu durumda hem Kuran’a, hem de arştan indiğini iddia eden, ilham vs. yoluyla yazıldığı iddia edilen başka bir kitaba aynı anda inanılamaz.

Enam Suresi 93 Allah adına yalan uyduran ve kendine bir şey vahyedilmediği halde "Bana vahyedildi" diyen kişi ile, "Allah'ın ayet indirdiği gibi ben de indireceğim" diyen kimseden daha zalim kim vardır! Bir görsen o zalimleri ölüm dalgaları içindeyken. Melekler ellerini uzatmış, "Çıkarın canlarınızı!" diye! Bugün zillet azabıyla cezalandırılacaksınız; çünkü Allah'a karşı gerçek dışı şeyler söylüyorsunuz ve çünkü O'nun ayetlerine karşı büyüklük taslıyordunuz.

Enam Suresi 121 ... Şeytanlar kendi evliyasına/dost ve destekçilerine sizinle mücadele etmeleri için elbetteki vahiy gönderirler. O şeytan evliyasına boyun eğerseniz kesinlikle müşrikler oldunuz demektir.

Yani açıkça görüyoruz ki kendisine “Allah tarafından” birşey vahyedilmediği halde (Muhammed’in nebilerin sonuncusu olması ilkesi), “vahyedildi” diyen kişi aslında şeytan tarafından vahiy almış bir şeytan evliyasıdır.

2. “urvet-ül vüska” ve “hablullah” kelimeleri Risalelere değil, Kuran’a ait özelliklerdir:

Bakara Suresi 256 Dinde baskı-zorlama-tiksindirme yoktur. Doğru bilgiye dayalı eriş, bozuk bilgiye dayalı sapıştan açık bir biçimde ayrılmıştır. Her kim tâğuta sırt dönüp Allah'a inanırsa hiç kuşkusuz sapasağlam bir kulpa (urvet-ül vüska) yapışmış olur. Kopup parçalanması yoktur o kulpun. Allah, hakkıyla işiten, en iyi biçimde bilendir.

Ali İmran Suresi 103 Hep birlikte Allah'ın ipine (hablullah) yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O'nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.

3. Kendisine Allah tarafından kitap yazdırılacak kadar (!) önemli özelliklere, yani peygamber mertebesine sahip olduğunu ima eden Said Nursi, cehennemde bile olsa ölümsüz olmanın, ölümlü olmaktan daha iyi olduğunu iddia etmekte. Ayetlerden bu kadar bihaber olduğu aşikar birisinin, onlarca yıldır din alanında alim sayılıp-yüceltilmesi, binlerce takipçi-mürid edinebilmesi, İslam adına onlarca saçmasapan kaynağı benimseyip, Allah’ın gerçek mesajından yüz çevirme hainliğini yapmış olmanın karşılığı olsa gerek:

Furkan Suresi 13-14 Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıklarında, orada haykırırlar: "Nerdesin ey ölüm!" Bugün bir ölüm çağırmayın, birçok ölümü davet edin.

Nebe Suresi 40 Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. Bir gündedir ki o, kişi kendi ellerinin önden gönderdiğine bakar ve küfre sapan şöyle der: "Keşke toprak olsaydım!"


“Tasavvuf ve Kuran” konulu videodan sadece Risale-i Nur’un değil, diğer pek çok tasavvufi cemaatin takipçilerinin de nasıl bir yanılgıda olduğunu izleyebilirsiniz:

https://www.youtube.com/watch?v=CgaphLgwtMo


*Gülen-mistisizm ilişkisi:

Melih Gökçek:

"Fethullah Gülen insanları üç harfliler ile etki altına alıyor. Bana da (cinli) metalden ve cevşenden hediye etmişti".

http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/melih-gokcek-15-temmuz-gecesinde-yasadiklarini-anlatti-1328004/?utm_source=sm_fb&utm_medium=free&utm_campaign=gundem

https://www.youtube.com/watch?v=_yvNppREAf4

Soner Yalçın:

– Gülen, rüyaların gaipten haber verdiğine inanıyor ve bu konuda sürekli kendi deneyimlerinden söz ediyor; “seçilmiş kişi”/mehdi olduğunu ima ediyor.
– Gülen, cinlerin birçok iş'te istihdam edilebileceğini belirtiyor. Örneğin, istihbaratta cinler kullanılabilirdi. Cinleri etkin kullanmanın yolunu bulan devlet, geleceğin süper devleti olurdu!
– Gülen, muskaların iyileştirici gücüne inanıyor ve psikolojik bir sorunu olan teyzesini bu yolla iyileştirdiğini anlatıyor!
– Gülen, kişinin fotoğrafına bakarak her türlü hastalığının iyileştirileceğine inanıyor.
– Gülen, “ermiş” kişilerin burunları ile duyabildiklerini; topukları ile koklayabildiklerini; parmakları ile görebildiklerini söylüyor.
– Gülen, bir kişi aynı anda yirmi ayrı yerde gözüktüğünü söylüyor. Said-i Nursi cezaevinde yatarken aynı anda camide namaz kılarmış.
http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/soner-yalcin/gercek-kazandi-1320957/


Gökçek ve Soner Yalçın’ın iddialarını önemli buluyor olmamın sebebi, yıllar evvel cemaatin Pensilvanya’da Perşembe akşamları celseler düzenlediğini ve hatta Hz. Muhammed’in ruhuyla iletişime geçtiklerini iddia ettiklerini duymuş olmamdır. Garip ve üzücü olan, müritlerin ortalıkta dolaşan bu iddiaları bilmelerine rağmen olanları İslam dini sınırları içerisinde görerek cemaatlerine olan bağlılıklarını sürdürebilmeleridir.

Öncelikle, bir kişinin sıradışı olaylar, mucizeler sunması illa onun doğru yolda birisi olduğu anlamına gelmez. Bu konuda daha kapsamlı bilgi edinmek için, “Şeyh uçmaz mürit uçurur... Peki ya gerçekten uçuyorsa, bu onu kutsal mı yapar?” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz:
http://antispiritualist.blogspot.com.tr/2015/04/seyh-ucmaz-murit-ucurur-peki-ya.html

Elbette bu tabloda en üzücü olan aşağıdaki ayetlerin uyarısını hiçe sayma ahlaksızlığının ve hainliğinin yapılması (ya da kendini ayetlerin muhatabı olmayacak kadar özel-seçilmiş addetme kibrine kapılınmış olması) ama buna rağmen bu kişinin kendine yüzbinlerce destekçi bulabilmesidir:

En'am Suresi 128 Gün olur şöyle diyerek onları huzurunda toplar: "Ey cinler/görünmez varlıklar topluluğu! Şu insanlara gerçekten çok ettiniz/insanların birçoğuna göz diktiniz. "Onların insanlardan olan DOSTLARI şöyle derler: "Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlanmıştı. Bizim için belirlediğin sürenin sonuna geldik." Buyurur ki: "Barınağınız ATEŞTİR. Dilediğim zamanlar hariç orada süreklisiniz." Senin Rabbin Hakîm'dir, Alîm'dir.

Açıkça gördüğümüz üzere, ayetlere göre bizlerin herhangi bir sebeple, cinlerden yararlanması cehennemlik bir harekettir. Hal böyleyken hem müslümanım deyip hem de Kuran'ın bu kadar net bir şekilde cehennemlik olarak nitelendirdiği bir eylemi yapan birisinin peşine takılmak ancak büyük bir kibrin ve gafletin eseri olabilir.

Sebe Suresi 40-41 Gün olur, onların hepsini bir yere toplar, sonra meleklere sorar: "Şunlar, sadece size mi kulluk/ibadet ediyorlardı?" Melekler derler ki: "Tespih ederiz seni! Bizim Velî'miz sendin, onlar değil. Doğrusu şu ki, onlar cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu cinlere iman etmekteydi."

İrtibat kurulan varlık melek yahut falanca peygamberin / kişinin ruhu vs. olarak kendini tanıtsa da (ki genelde öyle oluyor), Sebe Suresi bize bunun insanları yoldan çıkmaya davet eden şeytan cinlerin işi olduğu konusunda uyarır. Kuran’a göre İblis’in yolunu takip edenler “insan şeytanlar” ve “cin şeytanlar”dır.

Zuhruf Suresi 36-37 Kim Rahman'ın Zikri'ni (Mesajını) görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa biz ona bir şeytanı musallat ederiz de o ona can yoldaşı olur. Bu şeytanlar onları yoldan saptırırlar. Onlarsa kendilerinin hâlâ hidayet üzere olduklarını sanırlar.

Allah’ın dini olan İslam’a karşı böyle büyük bir ihanet içinde olanların, münafıkça davranmasında, şeytani manipulasyon yapmasında, sahte delillerle masumları hapislerde süründürmesinde, sinsi bir yapılanma yoluyla devlete paralel bir yapı oluşturmasında, başkalarının hakkını yiyerek torpille makam ve güç kazanmasında, sivil halka ateş açmasında, terör eylemi düzenlemesinde şaşılacak hiçbir taraf yoktur.

Unutmayın, davete icabet etmeyeni,  doğru ile yanlışı Furkan'la ayıranı artık kimse kandıramaz. Kuran’ın da buyurduğu gibi:

Fatır Suresi 5 Ey insanlar, Allah'ın vaadi haktır! O halde iğreti dünya hayatı sizi sakın aldatmasın! O yaman aldatıcı, o çok gururlu, sizi sakın ALLAH İLE ALDATMASIN.

Lokman Suresi 33 Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Herhangi bir şeyde babanın, evladı; evladın da babası yerine karşılık ödemeyeceği günden ürperin! Allah'ın vaadi haktır; dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. O yaman aldatıcı, sakın sizi ALLAH İLE ALDATMASIN!

Hadid Suresi 14 Onlara seslenirler: "Biz sizinle değil miydik?" Derler ki: "Evet, bizimleydiniz. Ancak siz kendinizi yaktınız, bekleyip durdunuz, şüphe ettiniz, hayal ve kuruntular/hurafeler/anlamını bilmeden okuyuşlar sizi aldattı; nihayet Allah'ın emri geldi. O yaman aldatıcı, sizi ALLAH İLE ALDATMASIN.

Selam, sevgi

9 yorum:

  1. Eline koluna aklina sağlık. Allah razı olsun.

    YanıtlaSil
  2. Eline saglik antispiritualist. Paylasmak istiyorum sakincasi yoksa.

    YanıtlaSil
  3. FETÖ mâbedi inşaatının temeline ilk harcı Misli-yok Bir Şûh-i Mümtaz hoca koymuştur [bkz: «Prof. Soysal: ‘CHP'nin en doğal iktidar ortağı MSP'dir’» (tek sütun üzerine) başlıklı haberi, Yeni Ortam gzt., Sahibi Kemal Bisalman, Haberlerden Sorumlu Müdür Yavuz Kösemen, Yıl 2 Sayı 396, 16 Ekim 1973 Salı, Dizgi - Baskı Ortam Matbaacılık, Ankara Baskısı Halkçı Matbaası İşletmesi, s.1].

    YanıtlaSil
  4. Sn.Rahşan ECEViT FETÖ'ye “Bozuk Düzen'in ürünü” diyebiliyor mu? Bu soruyu O'na tevcih edecek bir “Yandaş” veya “Havuz” medya yoktur.

    YanıtlaSil
  5. Gelinen nokta çok acı

    tus forumlarında “...Bundan 7-8 kadar yıl önceydi. 5-6 defa girdiğim ÜDS lerden 50-60 arası alıp duruyordum. Meşhur bir TUS dersanesinin Meşhur bir sahibi -ki iyi İngilizce bilmesi ile de tanınır- yerime ÜDS ye girebileceğini söyledi. "Sen de sarışın gözlüklüsün ben de, kimse anlamaz bile, ben böyle çok kişiye ÜDS-KPDS kazandırttım" dedi. Tabi teklifini "bütün akademik hayatımı b.k çukurunun üzerine bina edemem" diyerek reddettim. 1-2 sınav daha sürünüp kendim 71'imi aldım. Eğer yakalanırsa "sevgili JOKER abimin" aleyhine tanıklık ederim. Allah islah etsin, bir adamın her işi mi YAMUK olur ya?”

    http://www.stetuskop.com/showthread.php?t=4964&page=62
    http://www.stetuskop.com/showthread.php?t=10037
    http://www.stetuskop.com/showthread.php?t=4309
    http://www.stetuskop.com/showthread.php?t=9306
    bundan çıkan anlatılan ve ya kanaatimize göre anlatılmayandan hissedilen anlam tusdata tus hazırlık dersanesinin paralel yapi feto Fethullah Gülen cemaatine genç klinisyenler yapılanması içinde herkesten farklı özel ve çok fazla kontenjan ayırdığı ve iyilik yapmak icin ücretsiz aldığı kişisel verileri yasadışı kaydettiği yani fişleme yaptığı.. tusdata ve veya uz.dr sami selçukbiricik in sponsoru olduğu drtus.com rus forumunda obunme ve guc gösterisi olarak anlatılan ösym den bilgi sızdırmalarını maddi güç ve fethullah gülen fetö paralel yapı veya cemaat örgüt bağlantısı olmadan nasıl yapılabileceği şayanı hayret bir konu olarak şüpheleri celbetmekte haklıdır tusdata ve veya sahibi uz.dr. sami selçukbiricik feto paralel fethullah gülen mensubumudur iskenderpaşa hakyol mensubu mudur bilinmez ve olsa da olmasa da özel hayatı kendi tercihidir saygı duyulmalı ancak ilişkiler ağı ağacın kurdu/ Mustafa Önselin kitabındaki gibi rahatsız edici giriftlikte.. Bu arada ösym nin sınava başkasının yerine girdiği tespit edilen tus Dersanesi sahibi ifadesi ile kamu oyunun anladığı kişinin büyük ihtimalle uz Dr Sami selçukbiricik olduğu kanaati oluşuyor. Ösym nin ve uzman doktor sami selçukbiricik in de aksi bir beyanı yok ..soruşturmaların akamete uğraması bu ortamda bu bağlantılarla ve tusdata maddi sponsorluğunda yayın yapan dr tus sitesinde Drtus.com tus forum sitesi moderatörlerinin ösym ve yök te tanıdıkları olduğu ve maddi gücü fazla olduğu icin ösym de yök te muhatap kabul ediliyor itibar goruyor beyanları zaten malumun ilanı bir durum .
    ÖSYM kampanyaları ile bir yandan tusdata bir yandan STV ve zaman gazetesi bir yandan taraf gazetesi ile ÖSYM'nin şifre ve hatalı soru ve sınavlarla gündeme gelirken kpss, ve polis hakim sınavları yolsuzluğunun unutturulduğu gündemin ösym ciddiyetsizliğiyle yaptığı hatalı sorular üzerinden kampanyalarla her sınav döneminde ösym yolsuzluğu gündeminin değiştirilip kpss sınavı ve diğer sınav soru çalmalarının ve siyaset ,ÖSYM ve yök teki kirli bağlantıların, irtibatlı kişiler ali veli halil delil isa musa sema fatma her kimse bunlar ayıklanmadığı gerçeğinin örtüldüğü . .
    Kanser gibi hasta hastalıklı bir ilişki zinciri değil mi
    Her sınavda sorular alındı mı çalındı mi sızdı mi sızdırıldı mi kaygısı yersiz Mi? Ateş olmayan yerden duman çıkar mı

    YanıtlaSil
  6. Forumlarda gectigi giib hakikaten akılalmaz bir çifte standartlı osym açıklaması kimi kastediyor belli değil herkesi zan altında bırakıyor devlet ciddiyeti içermeyen garip bir açıklama   
    https://www.drtus.com/forum/viewtopic.php?f=74&t=106788 
    http://stetuskop.com/showthread.php?t=4309&page=20

    ÖSYM BASIN AÇIKLAMASI (16.09.2014)
    Gazetelerde Yer Alan Asılsız İddialar
    Bugün bazı günlük (MİLLİYET, AKİT) gazetelere ilan vererek, 2014-TUS/DUS Sonbahar Dönemi sınavı ile ilgili asılsız iddialarla Sayın Cumhurbaşkanımızı ve Sayın Başbakanımızı yanıltıcı mahiyette açık mektup yazan bir grup isim (Dr. Alp KARATAŞ Uz.Dr. Rıza ERÖKSÜZ Ahmet KANDEMİR Sancar VAROL Fatih KARAASLAN Bünyamin YILDIRIM Mahmut ÇELİKKANAT Uz.Dr.Uğur DEMİRCİ Osman GÜLSEVER Sinan TÜRKMEN Ayşe KARAGÜR Mustafa Kemal ŞAHİN İbrahim YAĞCI Taner ENGİN Emine Doc.dr.AVCI HÜSEYİNOĞLU Seyran KÖKSAL Elif TEKE Ceylin KARA İsmail SANCAK Fatmagül SARI Erhan PARLAK Nilay KUZU Erdal KARACA Pınar SÖNMEZ Ahmet SANCAK Pervin SARACA Adil BOZPINAR Serkan VURAL Sönmez ERDOĞAN Yusuf DEMİR Aysun YILMAZ Lale DEMİRKAYA Sadi KORKMAZ Sedat ÖZKAN Beytullah KISA Emrah KESKİN Burhan Cenap KOÇTAŞ Fatma ÇELİK), ÖSYM'yi ağır suçlamalarla töhmet altında bırakacak ifadeler kullanmışlardır.
    Modernize edilmiş teknolojik altyapısı ile ÖSYM, yapmış olduğu her işlemi saniyesi saniyesine kontrol altına almış ve her saniyenin hesabını verebilecek duruma gelmiştir.
    ÖSYM'nin sınavlarında sorduğu her bir soru farklı zamanlarda çok sayıda akademisyen tarafından titizlikle hazırlanmakta ve denetlenmektedir. Buna rağmen bazı sorular, ortaya çıkan ve çoğu zaman da esasa ilişkin olmayan ancak mutlak adalet bakımından gerekli olduğu düşünüldüğünden, sınav sonrasında adayların verdikleri cevapların analizi ve bilim kurullarının görüş ve tavsiyeleri ile ÖSYM Yönetim Kurulu tarafından iptal edilmektedir. Ancak, sürekli değişerek gelişen ve tıp gibi son derece geniş bir alanda farklı yorum ve bakışlara dayanılarak çoğu zamanda umulmadık biçimde (?) mahkemeler tarafından iptal edilen sorular da olmaktadır.
    İlanda yer alan ve iddiadan ibaret gerçek dışı bazı hususlar incelendiğinde; ÖSYM hiç bir zaman adaylara, iddia edildiği gibi,"soruları ezberle" demez, Veri tabanında değişiklik yaparak herhangi bir kişiye sağlanacak haksız bir kazanç, karşılığında ağır cezaları gerektirmektedir. Bu ve benzeri düzenlemeler 6114 sayılı Kanunda açıkça yer almıştır, ÖSYM hiç bir adaya asla haksız kazanç temin etmez.
    Söz konusu ilan, ticari malzemesi giderek tükenen bir TUS hazırlık dersanesinin (TUSDATA? TUSEM? TUSTİME? E-TUS? TUSWORLD?) organizasyonu olup asla itibar edilmemelidir. Toplam 39 ismin yer aldığı ve bu isimlerden de sadece 13'ünün 2014 yılında TUS/DUS sınavlarına girdiği halde “Tüm adaylar adına” açıklama yapıldığı iddiası tam karşılığı ile gerçek dışı ve gülünçtür. Mezkur(?DAHA ÖNCE ZİKREDİLMEDİ, MEZKUR DEĞİL TUSDATA? DUSDATA? TUSEM? DUSEM? TUSTİME? E-TUS? TUSWORLD?) dershanenin bu saldırılarını yönetmekle görevli olduğu sosyal medya paylaşımlarından anlaşılan, listede ismi bulunan, dershane idarecisi kişinin, bu dershaneye bir şekilde bağlı kişileri organize etmek suretiyle infial ve aynı zamanda reklam amaçlı böylesi bir girişimde bulunduğu açıktır. Kaldı ki, ÖSYM’nin oluşturduğu teknik altyapı sayesinde malum dersane sahibi olarak tanınan diğer bir kişinin (Uz.Dr.Ahmet ERKEK?, Uz.Dr.Sami SELÇUKBİRİCİK?,Sema SELÇUKBİRİİCK, Dr. İdris ŞAHİN? Dr. İlker Ulaş SUNGUR?, Dr.Gökhan ERSOY, Fatih SELÇUKBİRİCİK Ercan ÖZTÜRK? Emrah KABATAŞ? Salih AYDIN? Prof.Dr.Osman ERER?,Hümeyra ÖZKAYA? Tolga BİÇER? Mehmet Ali Gülçelik? Anıl ÇUBUKÇU? Şadin Balsak?, Ahmet Cevdet Çitoğlu?, Murat Erkeçoğlu?) de eski bir tarihte (Tarihlerde) başkasının yerine sınava girdiği tespit edilmiş, ancak başlatılan soruşturma zaman aşımı dolayısıyla akim kalmıştır.
    ÖSYM, sadece hak edene hak ettiğinin verilmesini gerçekleştirmek amacıyla sınav güvenliğinden taviz vermeksizin ölçme kalitesini korumaya yönelik faaliyetlerinden asla vazgeçmeyecek ve Türkiye için olabilecek en güvenilir sınav sistemini sürdürmeye devam edecektir.

    YanıtlaSil
  7. Sınav itirafları hakkında: Geç kalmış bir hasbihal 3 Yazar Ahmet Dönmez ahmetdonmez.net ...nice insanlar haksız yere ‘soru çalma’ iddiası ile gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.Neden?Eski Genelkurmay İstihbarat başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin,Youtube’daki Neyin Nesi TV’de yaptığı açıklamada:“Bu çocuklar tam da komuta kademesinin istediği çocuklar.Yani zeki,‘emredersiniz’diyor,çok fazla eleştirmiyor,her türlü görevi yapıyor.Bunların hepsi çok çalışkan insanlar olmuşlar, yani bana da deseler şimdi‘Kimleri seçeceksin?diye, onlardan seçerim.“Soru verme de orada sistematik olarak yapılan bir uygulamaydı.Kesin konuşuyorum,evet.Çünkü ‘soru çalma’ iddiaları gerçek, biliyorum.Hem “Soruları aldım” diyen hem de “Soruları verdim” diyen onlarca isimle konuştum.Dinlediklerimin doğruluğunu farklı kaynaklardan teyid ettim.Müstear adıKerem’in kastettiği vicdan azabı veren bu işler arasında soru verme de vardı.“Mesela bir arkadaş GATA’ya girecekti.Sorular verildi” diyor.Peki sorular nasıl veriliyordu?Müstear adı Polat… Bu kısmını da ondan dinleyelim: Bu soru çalma meselesiYüzde yüz canım!Ben kendim kaç tane öğrenciye verdim.İçinde olmasam ben de komplo teorisi derim.İsmi bile var bu işin: ‘Fetih okuma’. Sınav sorularını vermenin şifreli adı ‘Fetih okuma’dır.”Polat,işleyen sistemle ilgili şu tür detaylar veriyor:“Ben kendi baktığım birim için söyleyeyim. Mesela kurum içi sınavlar oluyor. Terfi sınavları. Arkadaşlardan uygun gördüğümüze diyoruzki,‘Bu sınava başvur.Şu şu kitapları al, şu testleri al, çalış’.Bunu söylerken işyerinde çalışması özellikle vurgulanır.Böylece herkes onu çalışırken görür.O sınava gireceğini herkes bilir.Hiç bir zaman kişiye,‘Sana soru vereceğiz, rahat ol, sıkıntı yok’demeyiz.Arkadaş zaten sınava hazırlanır.Sınava bir veya iki gün kala Fetih okuma olayı gerçekleşir.Sorular bize yukarıdan dijital ortamda gelir.Diyelim ki 100 soruluk sınav; A paketinde 70 tane soru, B paketinde 70 soru, C paketinde 70 soru var ama bunlar aynı 70 soru değil. Birbirinden farklı 70 soru, ki aynı şıkları işaretlemeleri tedbirsizlik olur. Sonra dijital ortamda sorular verilir.Kağıt kalem kullanmak yasaktır.Arkadaş iki-üç saat bilgisayar ortamında sorulara ve cevaplarına bakar.Yüz sorudan yetmiş tanesi moda-mod sorudur.10 tane,15 tane de kendisi yapsa başarılı bir şekilde sınavı kazanır. 100 sorunun hepsi verilmez.Çünkü hepsini doğru yapar, bu da tedbir açısından sıkıntı doğurur.Zaten baraj70’tir.Belki sorular verilmese de arkadaş kazanacak ama riske edilmiyordu. Diyelim ki oraya 30 kişi alınacaksa 30’unun da bizden olması isteniyordu.17Aralık sürecinden sonra sorular dijital gelmemeye başladı.Peki bu sorular nereden geliyordu?Polat“Başımızdaki kişiden geliyordu.Ancak sadece askeri okul sınavları değil.KPSS,TUS,YDS(Yabancı Dil Sınavı) da geliyordu.ALES de geliyordu.Hepsi geliyordu.ÖSYM’nin yaptığı sınavların soruları da geliyordu.Ben konumum itibariyle bunların hepsini bilgi ile söylüyorum size.”cevabını veriyor.Müstear adı Halil“Ben bu göreve gelince hep merak ettiğim, ‘soru çalma’ şayialarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığını öğrenmek istedim.Eskiden beri bu hizmetlerde bulunan bir arkadaşla yürürken,‘Sınav soruları meselesinin de amma suyu çıktı ha!’ dedim.Arkadaş beni o birimde eski zannetti ve dedi ki, ‘Hocam eskiden biz sinevizyondan yansıtır yemin ettirirdik, şimdi ise sorular elden ele dolaşmaya başladı’Ben meseleyi biraz daha kurcalayınca arkadaş dedi ki, ’17-25’ten sonraki yıl bile falanca sınavda bu iş devam etti. Bazı branşlarda 12-13 yıldır, bazılarında 7-8 yıldır soruları veriyoruz.’ diye anlattı.Meğer yıllardır bu iş yapılıyormuş.Başımızdaki arkadaş bana dedi ki,‘Abi bunlar konjoktürel şeyler.Türkiye’nin gerçekleri bunlar.Abiler mutlaka Hocaefendi’nin onayını almışlardır.’Bu son 4 yılda soru aldığını ve verdiğini bizzat söyleyen onlarca kişi ile konuştum.Tanıdığım bir aile, bu soru çalma mevzuundan dolayı travma yaşıyor.Başından beri iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunan bu aile, geçtiğimiz günlerde kendi oğullarının,“Biliyor musunuz, polis akademisi sınavlarının soruları bana verilmişti” itirafı ile sarsıldı.

    YanıtlaSil