29 Ağustos 2018 Çarşamba

Zaaflı ve Zaafsız Müslüman kimdir?



Bakara 249- Tâlût, askerleriyle yola çıkınca dedi ki: "Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. O halde, ondan içen benden değildir. Ama onu tatmayan bendendir. Eliyle bir avuç alan kişi başka." Bunun ardından, pek azı müstesna olmak üzere ondan içtiler. Nihayet o ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçtiklerinde şöyle dediler: "Bugün bizim Câlût'a ve ordusuna karşı hiç bir gücümüz yoktur."* Allah'a kavuşacaklarını düşünenler** ise şöyle konuştular: "Sayıca az nice topluluk vardır ki, sayıca çok nice topluluğa Allah'ın izniyle galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir."

Talut'un ordusunda üç farklı tarzda inanca sahip savaşçı bulunmaktadır.

1) Irmaktan içen kafir çoğunluk
2) Irmaktan içmeyen (sabırlı) zaaflı Müslümanlar  (Enfal Suresi/ 65) *
3) Irmaktan içmeyen (sabırlı) zaafsız Müslümanlar  (Enfal Suresi/ 66) **


***


Enfal 65- Ey Peygamber! Müminleri çarpışmaya teşvik et! Sizden sabırlı yirmi kişi olsa, küfre sapanların iki yüzüne galip gelir; sizden yüz kişi olsa, onların binine galebe çalar. Çünkü onlar gereğince anlamayan bir topluluktur.


Enfal 66- Şimdi Allah yükünüzü hafifletti. Bilmiştir ki sizde bir zaaf var. İçinizden sabırlı yüz kişi olsa, iki yüz kişiye galip gelir; sizden bin kişi olsa, Allah'ın izniyle iki bin kişiye galebe çalar. Allah, sabredenlerle beraberdir!


Davut peygamber döneminde de İsrailoğulları'nda zaaflı ya da zaafsız Müslümanlar vardı. Yani aslında Allah katında din tektir, İslam'dır ve tüm peygamberler de, onları takip edenler de Müslümanlardı.

Hiçbir zaman unutulmamalı ki nicelik değil niteliktir önemli olan. Allah kendisine güvenip, sabredip, şu şekilde yönelenlerle beraberdir:

Bakara 250-Câlût ve ordusuyla karşılaştıklarında şöyle yakardılar: "Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımızı yere sağlam bastır. Ve küfre sapanlara karşı bize yardım et."

27 Aralık 2017 Çarşamba

Milli Piyango Haram mı?

Yeni yılın yaklaşmasıyla birlikte, her sene olduğu gibi, bu sene de Milli Piyango haram mı değil mi konusu bir yerlerde muhakkak gündeme gelecektir, şaşmaz. Bence bazı konuların temcit pilavı gibi önümüze tekrarlanarak gelmesinin sebebi o konu hakkında doyurucu/tutarlı açıklama sunulamaması ve haliyle bazı insanların da gerçekten tatmin olmaması oluyor.

Örneğin:
https://www.aydinlik.com.tr/diyanet-ten-milli-piyango-icin-haram-aciklamasi-turkiye-aralik-2017

Bu sebeple biraz beyin jimnastiği yapmak ve bugüne dek "Milli Piyango ve haram olması" ile ilgili ileri sürülen iddiaları irdelemeye yöneltmek istiyorum bu yazımı okuyanları. Bakalım siz de benimle aynı kanıya varacak mısınız?

İddia 1: Bakara 219 ve Maide 90-91. ayetlerde geçen "meysir" kumardır ve milli piyango da bir kumar türüdür, o sebeple o da haramdır.

İddia 2: Meysir kelimesi sözlükte “kolay olmak” anlamındaki yesr (yüsr) kökünden türemiştir, bu sebeple kolay kazanç anlamına gelir ve kolay- emeksiz kazanç İslam'da yasaktır, Milli Piyango da kolay yoldan para kazandırır, o yüzden haramdır.

İddia 3: Milli Piyango bir şans oyunudur o yüzden haramdır. Şansa bağlı olan her şey haramdır.


***

Şimdi bu iddiaları sorgulayalım:

Bakara 219. ayette bize meysirde büyük bir sakınca (günah), aynı zamanda bir takım yararlar olduğu bildirilir ve zararlarının yararlarından büyük olduğu söylenir. Maide Suresi 90. ayette ise meysir şeytanın pis işlerinden olarak tanıtılır. Ardından gelen Maide 91'de ise şeytanın meysir vasıtasıyla insanların arasına düşmanlık ve şiddetli nefret yerleştirip, onları Allah'ı anmaktan, namazdan geri çevirmek istediği söylenir. Ayet artık son veriyorsunuz değil mi diye de bitirilir. 

Bu noktada Maide Suresi 91. ayet, Bakara Suresi 219. ayeti tefsir edip, detaylandırmaktadır bize. Maide 91, Bakara 219'da bahsedilen "meysirdeki büyük günahın" yani şeytan işi olan şeyin ne olduğunu açıklamaktadır ve bunun cevabı araya düşmanlık sokması ve namazdan alıkoymasıdır. 

Hakikaten de kumarı düşünün. Kumarda bir tarafın mağduriyeti kaçınılmaz olduğundan, araya sen kazandın-ben kaybettim şeklinde düşmanlık sokabilir, büyük para-varlık kayıplarıyla ebeveyn-çocuk ya da eşler arasında düşmanlık oluşmasına da sebep olabilir. Ayrıca dalıp gitmeye sebep olarak namazdan alıkoyabilir. Peki milli piyango bunu yapabilir mi? Yani Kuran'da meysirin sahip olduğu günah olarak izah edilen araya düşmanlık sokma ve namazdan alıkoyma özelliği Milli Piyango'da var mı sizce? 

Gelelim kolay kazanç olduğu iddiasına... Öncelikle Kuran bizlere meysirin kolay-emeksiz kazanç olduğu için şeytan işi/ günah olduğunu söylemiyor. Bu durumda meysirin o dönem anıldığı ismin kolay kazanç kökünden geliyor olması dini hüküm bağlamında birşey de ifade etmiyor. Hatta kimbilir belki de kolay kazanç getirmesi onun Bakara 219'da değinilen faydalarındandır. Çünkü Kuran'a göre bir gelirin helal ya da haram olmasını ona verilen emek ve onu elde etmedeki kolaylık-zorluk belirlemez. Örneğin dedenizden size bir dükkan kalması ve onun kirasını almanız da bir kolay kazançtır ama helaldir değil mi? Yahut ticaretle de genelde bir maden işçisine göre daha kolay para kazanılır ama bu ticaretten kazanılan parayı haram yapmaz değil mi? Yahut hırsızlık veya fahişelik, çok riskli ve büyük emek isteyen mesleklerdir ama haramdırlar değil mi? Ribadan (faiz) elde edilen gelir  ise kolay kazançtır ve haramdır. Yani farklı farklı örnekler üzerinden göstermeye çalıştığım üzere bir kazancın helal olup olmamasının emekle, kolay ya da zor kazanılmış olmasıyla hiçbir alakası yoktur eğer uydurma dini öğretileri değil, Kuran'ı baz alıyorsanız. Kazanç kolay olabilir ama helal olabilir, kazanç kolay olabilir ama haram olabilir, kazanç zor olabilir ama haram olabilir ya da kazanç zor olabilir ve helal olabilir. Bunlar birbirinden tamamen ayrı konulardır.

Son olarak şans meselesine gelecek olursak evrende şans yahut tesadüf diye birşey yoktur arkadaşlar. Sadece bazı şeyler Rabbimiz tarafından, belli amaca yönelik olarak, denk getirilmektedir.
Bu arada piyango haramdır diyen yetkililerin, hacca gidecekleri çekiliş yaparak belirlemesinin trajikomikliğini de anmadan sözü bitirmeyelim. 

Artık son karar sizin ama haram diyecekseniz başka argümanlar üretin, onlar üzerinden yeniden sorgulayalım lütfen.

Yazımı  okuyup, bilet alıp büyük ikramiyeyi kazanan olacak olursa, harcarken bu dünyanın iğreti dünya olduğunu unutmadan, israf etmeden, nihai ahiret hayatını da hesaba katarak, akıllıca harcasın inşallah. 

İyi seneler herkese! 
Selam, sevgi


Ekleme: 
Saffat 139-141Kuşkusuz Yûnus da elçilerimizdendi. 
 Vaktiyle o, yüklü bir tekneyle ülkesinden kaçmıştı. Kur’aya girdi ve kaybedenlerden oldu.

2 Aralık 2016 Cuma

DÜNYANIN HALİ NEDEN BÖYLE? ÇÖZÜM NE?




Din konusuna olan ilgim ve İslam’a olan derin sempatim bilindiğinden “Bu mu gerçek İslam, senin yaşadığın mı, İslam barış huzur diniyse Işid nedir o zaman ya da İslam çok harika bir dinse İslam ülkelerinin bu hali ne o zaman?” tarzı sorularının muhatabı da sıklıkla oluyorum. Bu yazıda “Dünyanın hali neden böyle?” sorusunu bir netliğe kavuşturmak, sebebin ve dolayısıyla da çözümün ne olduğunu göstermek istiyorum. Yazı boyunca kullanacağım “Işid” ifadesi hem bire bir Işid’e, hem de her türlü şiddet, mutsuzluk, huzursuzluk yani rezillik içeren tüm birimlere refere eden sembolik bir kelime olarak kullanılacaktır. Bildiğimiz üzere bireyler aileyi, aileler toplumları oluşturuyor. Bu durumda aile de en küçük toplum, topluluktur. Bunları da göz önünde bulundurarak okumanız yazıyla vermek istediğim mesajın, daha doğru bir şekilde ulaşmasını sağlayacaktır.

Kur’an gerçekten çok enteresan bir kitap, kendim de onun bir öğrencisi olmaya karar verdiğimden bu yana yaşadıkça görüyorum ki, bir ayeti alıp bir diğerini görmezden gelirsen rezil ve kötü tablolar ortaya çıkıyor. O sebeple Kuran’a bütüncül bakmak en önemli şey. Daha da enteresanı bütüncül bakmayan zaten direkt şu ayetin muhatabı haline geliyor:

Bakara 85...Şimdi siz Kitap'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? İçinizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezillikten başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise böyleleri azabın en şiddetlisine itilir. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.

Ve bu durumda rahatlıkla diyebiliyoruz ki Işid ve türevcikleri, onlar kendilerinin ne olduğunu iddia ederlerse etsinler, İslam falan değil, rezilliktir.

Şimdi neden böyle oluyor kısmına yani dünyanın vaziyetinin böyle olmasının sebebine gelirsek, Kur’an öncelikle bireyin kendi "içini" düzenlemesini, düzeltmesini istiyor ve içinde bulunduğu habitatı yani dışını/ diğer aile fertlerini / toplumu düzeltmesini bundan sonraki aşama olarak görüyor. Yani mikrodan, makroya doğru bir yol izlenmesi gerekiyor. 

Islah-mücadele (cihad) mikrodan makroya değil, makrodan mikroya doğru olunca, Işid’ler ortaya çıkıyor. Çünkü aslında en çok iç ıslaha ihtiyacı olan zihniyet, salgın bir hastalık gibi, makroya kendi hastalıklı mikrosunu dayatınca ortaya çıkan tablo da bu oluyor.

Şimdi gelelim işin çözüm kısmına, dünya nasıl daha sağlıklı-barışçıl- İslam felsefesinin egemen olduğu bir yer haline gelebilir sorusunun cevabına:

Rad 11 ... Gerçek şu ki Allah, bir toplumun mâruz kaldığı şeyleri, onlar, birey olarak içlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmez. Allah bir topluma bir perişanlık dileyince de artık onu geri çevirecek bir güç yoktur. Ve onlar için Allah'ın berisinden koruyucu bir dost da olamaz.

İçinde bulunduğumuz kısır döngünün sebebi işte bu Rad Suresi 11. ayette saklı.

Perişanlığı geri çevirmenin ve bu  perişanlık döngüsünden çıkmanın tek bir yolu var:

1.      Başkalarını ıslaha kalkmadan evvel, birey olarak, kendi içimizi ıslah etme yoluna gireceğiz öncelikle. 
2.      Üstteki maddeyi yaparken, ancak bunu yaptıktan/ bu yola girdikten sonra dışımızı ıslah etmeye hakkımız olduğunu görecek ve kabulleneceğiz. 
3.      Bu ilk iki maddeyi kavramış insanların sayısının artması için çabalayacağız. 

O zaman bakmışız ki ortada ne Işid kalmış ne de türevleri, kısır döngü kırılmış ve mikrodan makroya yeryüzünde her bir birimde barış-huzur hakim olmuş.

Son olarak diyelim ki biz bu üç maddeyi yaptık ama yeterli sayıya ulaşamadık. Unutmamak lazım ki Allah'ın sisteminde kurunun yanında yaş yanmaz. En kötü ihtimalle, doğru yolda çabalamış (Allah'a sunacak bir mazerete sahip) ve barışı hakim kılamadığımız bir dünyanın içinde bile kendi iç huzurunu-barışı yakalamış bireyler ya da aileler olarak yaşar gideriz:)

Mutlu Cumalar